I. İstanbul’un Genel Tanımı
İstanbul, Türkiye’nin en büyük şehri olan bir metropoldür. Yüz ölçümü itibariyle 5.343 km², nüfusu itibariyle de yaklaşık 14 milyon insanın yaşadığı bu kent, iki kıtanın buluştuğu noktadır. Asya ve Avrupa kıtalarının güneydoğusundaki Boğaziçi ile Karadeniz’ in kuzeyinde yer alır. Bu nedenle www.istanbul-casino.com İstanbul’un coğrafi özelliklerinin anlaşılabilmesi için ilk olarak kentin tarihine ve doğasına bakmak gerekir.
II. Doğal Coğrafya
İstanbul, Anadolu’ nun en genişı kesimlerde bulunan Boğaziçi ile sınırlıdır. Karadeniz’den gelen karışık su akarsuların birleşerek şehrin kuzey-doğu sınırında denize dökümüdür. Kente doğudan ve güneyden ise Trakya’nın geçidi olan Çatalca Dağları gelirken, kuzeye ise Kuzey Anadolu dağının uzantısı olarak da bilinen Sakarya Irmağı’nın kaynağını oluşturan Silivri Dağı vardır.
Tarih boyunca bu coğrafi özellikler nedeniyle İstanbulluların hayatı oldukça farklı bir hal almıştır. Örneğin; Boğaziçi, tarihin her döneminde ticaretle ve münasip olmayan hallerde savaşlarla ilgili kullanılmıştır. Günümüzde ise bu boğazın iki yakası birbirine bağlanan köprülerle ulaşım sağlamış durumdadır.
III. Tarihi Mirası
İstanbul’un coğrafi özelliklerine bakıldığında, tarihin her döneminde önemli bir role sahip olmasından kaynaklı olarak da birçok tarihi miras yer alır. Bu kentteki en eski eserlerden biri de İstanbul’un kurucusu Bizans imparatoru Konstantinos’dır.
Konstantin’in 330 yılında Roma İmparatorluğu’ nun başkenti olan Roma’yı terk etmesiyle, kentin ilk inşası başladı. İskenderiye, Antakya ve Nikomedeia gibi kentlerin önemi kaybetmeye başlamış, İstanbul’un önü açılırken bugünkü Aksaray ve Zeytinburnu’nda bir Bizans şehri oluşmuş oldu.
İstanbul’ un en önemli tarihi yapılarından biri de Hagia Sophia’dır. Bu ibadethane, Konstantin’in isteği üzerine 532 yılında iki imparator tarafından yaptırılmış, 537’te bitirilmiş ve daha sonra camiye çevrilmiştir.
IV. Mimari Özellikler
İstanbul’ un coğrafi özellikleri ve tarihi mirası onun mimari özelliklerini de etkilemiştir. Kentin surları uzun yıllar boyunca güvenliği sağlamak için önemli bir role sahip olmuştur. Bugün sadece bazı kısımları ayakta kalabilmiş, ancak 19.yüzyılda da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan bu surlar günümüzde daha iyi korunmaktadır.
Kentteki başka bir mimari özellikte ise camilerdir. İstanbul’daki birçok caminin başlıca örneği Ayasofya’nın kendisi olmuştur. Bu cami, 537 yılında Bizans devrinden kalmadır ve o tarihten bu yana birçok kez yıkılıp yenilendi.
V. Kültürel Mirası
İstanbul’ un coğrafi özellikleri ile tarihi mirası arasında önemli bir kültürel bağ da vardır. Kentin surları, Ayasofya gibi yapılar yanı sıra, Osmanlı döneminden kalan köprüler, camiler, medreseler ve hamamlar da İstanbul’un kültürel özelliklerini oluşturmaktadır.
İstanbul, birçok önemli yazarın doğduğu yerdir. Bunların başında ise Mevlana gelirken, kentteki diğer ünlü kişiler de Edebiyatçılar olarak sayılabilir. Örneğin; Neşrî Bey’in ilk Türk atlasını yaptığı kent bu şekilde önemlidir.
VI. Ekonomik Özellikleri
İstanbul’ un coğrafi özellikleri ile tarihi mirası ekonomi üzerinde büyük bir etkide bulunmuştur. Kentin ticareti bugünkü gibi olsa bile, tarihin her döneminde önemli rolü olmuştur. Ticaretin yanı sıra sanayi ve hizmet sektörü de kent için önemlidir.
Sonuç olarak İstanbul’un coğrafi özellikleri ile tarihi mirası onun kültürel ve ekonomik yapıları da şekillendirirken; bu kentin önemini günümüzde daha iyi kavramış olmalıyız.